|
AĞRI

Ağrının
Tanımı
Ağrı tamamen soyuttur, zorlukla tanımlanabilir,
sıklıkla da, anlatılması ve betimlenmesi güçtür.
Mevcut geçerli tanım, ağrının gerçek ya da potansiyel
doku hasarına eşlik eden uyarıma yanıt olarak
ortaya çıkmış hoş olmayan duysal ve duygusal bir
tepki olmasıdır.
Ancak, ağrının hiçbir zaman vücut hasarı miktarının
basit bir işlevi olduğu gösterilememiştir; ağrı
yüksek endişe, depresyon, ve beklentilerden ileri
derecede etkilenmektedir. Ağrı çok yönlü bir deneyimdir,
ve uyarımın fiziksel özelliklerinin yanısıra,
bireyin duyguları, düşünceleri ve motivasyonlarının
bir birleşiminden oluşmaktadır. Ağrı deneyiminin
bir kısmı, olayı geçmiş ve şimdiki deneyimlerle
yorumlama davranışıdır.
Akut
Ağrı
Doku hasarı gibi durumlarda ağrı hissinin oluşmasına
ve iletilmesine neden olan biyolojik bir bulgudur.
Bel veya boyun fıtıkları gibi belirli dokularla
sınırlı ve bir bölgede olabilir ya da yayılabilir.
Genellikle keskin, ezici, ve yanıcı tarzdadır.
Ağrıya sebep olan olayın etkisi azaldıkça akut
ağrı azalmaya başlar. Birkaç hafta içinde geçmez
ya da tedavi edilmezse kronikleşir.
Kronik
Ağrı
Sinir dokusunun, psikolojinin ve bazı organların
olaya katılmasıyla ilerleyerek, kalıcı ağrı şikayeti
ile kendini sürekli hissettiren bir hastalık sürecidir.
Bir hastalığın ya da hasarın beklenen iyileşme
sürecinden daha uzun süren ağrı durumudur. Ağrı
hissinin sürmesi hastalık devamı durumunda ya
da iyileşme bittikten sonra bile olabilir.
Akut ağrıda olduğu gibi kronik ağrıda da doku
hasarı ve devam eden hastalık varsa iyileştirilmelidir.
Kronik ağrının yeri tam tarif edilemez, künt,
acı veya süreklilik gösteren özellikleri vardır.
Hasta yorgun, huzursuz, çökmüş olabilir.
Ağrının tedavisi, doğasının ve özelliklerinin
çok iyi bilinmesi ile olmaktadır. Fiziksel ajanların
ağrı tedavisinde kullanılmaya başlanması insanlık
tarihi kadar eskidir. Ancak, son yıllarda çok
yönlü rehabilitasyon tekniklerinin kullanımının
başarı oranını yükselttiği kabul edilmektedir.
Sıklık
Neredeyse herkesin akut ağrı deneyimi olur. Sıklığı
ağrıya sebep olan tüm akut hastalıklar, travmalar,
ve cerrahi girişimlerin sıklığına eşittir. Bir
taramada, hastalar baş ve bacakları akut ağrının,
beli ise kronik ağrının en sık hissedildiği bölgeler
olarak bildirmişlerdir. Kronik ağrı hastalarının
sayısı daha az, ancak tedavinin süresi daha uzun
ve maliyeti çok yüksektir. Bu nedenle, kronik
ağrı tedavisi gelişmiş ülkelerde sağlık sistemine
astronomik düzeyde mali yük getirmeye başlamıştır.
Sebepler
Kronik ağrı basitçe bir bedensel algılama değildir.
Hastaların çoğunda depresyon, kızgınlık, kıskançlık
ve endişe vardır. Bir çok birey için depresyon,
ağrı hissindeki birincil etmen olup, kronik aktivite
düzeyi ve üretkenlikte azalmaya yol açmaktadır.
Kronik ağrının motivasyonel bölümü, ağrının sürdürülmesine
ve davranışa dönüşmesine sebep olan mesleki, ekonomik
ve kişiler arası ilişkiler ile ilgilidir. Kronik
ağrısı olanların çok büyük bir kısmının meslek
ve ev işleri, hobileri, cinsel hayatları, ve iş
girişimlerinde sorunları vardır.
Kronik ağrının bilinç düzeyindeki yönü, hastaların
inançları ve kendilerini algılama biçimleri üzerinde
ağrının oynadığı rolü belirlemektedir. Hasta,
ağrının hareketlerini azaltmak ve korunma için
bir sinyal olduğuna ne kadar inanmışsa, hekim
egzersiz, esneklik ve diğer tedavi girişimlerini
uygulatma konusunda o kadar zorlukla karşılaşacaktır.
Tabii ki akut ağrı döneminden kalan ve zorunlu
istirahat dönemini içeren daha unutulmamış deneyimlerin
de hasta için çok kısıtlayıcı rolü olacaktır.
Tanı
ve Değerlendirme
Ağrı
Hikayesi
Ağrı hastalarının çoğunda fiziksel, motivasyonel,
bilişsel ve duygulanımsal sorunların bir karışımı
mevcuttur. Bu sebeple hekim hastalığın ve şikayetlerin
geçmişi ve uygulanmış tedavilerle ilgili detaylı
bilgi edinmeye çalışacaktır.
Uygulanmış tedavilerin başarısı ve bunların hasta
tarafından ne kadar etkili göründükleri ve hastanın
ağrıyı azaltmak için uyguladığı yöntemler bilinmelidir.
Hastanın ilaç ve ağrı kesici alma alışkanlıkları
ağrıyı algılama ve başa çıkma mekanizmaları hakkında
da fikir vermektedir. Meslek geçmişi ve bununla
ilgili hikaye, yakınmaların toplumsal düzeydeki
yansımalarını en iyi şekilde gösteren alanlardan
biridir.
Muayene
ve Tanısal Tetkikler
Hekim, birincil ağrı kaynağını ortaya çıkarmak
üzere detaylı fiziksel muayene yapar. Uygun laboratuvar
tahlilleri ve görüntüleme teknikleri yol göstericidir.
Manyetik rezonans (MR) ve bilgisayarlı tomografi
yapısal bozukluklar hakkında yardımcı olmaktadır
ve dokularda mevcut olan bozuklukları gösterebilmektedir.
Kronik omurga ağrılarının çoğu yeterli veya etkin
olmayan hareket ve fonksiyon biçimlerinden kaynaklanmaktadır
ve dokulardaki hasarın direkt bir yansıması değildir.
Örnekse, omurga disk fıtıklaşmalarının tümünü
bu ileri tetkikler ortaya çıkarmaktadır. Unutulmamalıdır
ki bu görüntüler ilgili bölgede hiç ağrı yakınması
olmamış kişilerde de tesadüfen fark edilebilir(testin
yanlış pozitif olması durumu). Diğer tetkiklerin
tümü için de yukarıda belirtildiği gibi muayene
ve hikâye yol gösterici olmalıdır.
Boyun
Ağrısı
Hangi sorunlar boyun ağrısına sebep olabilir?
Sorunun ilerlemesini engellemek amacıyla boyun
ağrılarının tanısı en kısa sürede konmalı ve tedavisine
hemen başlanmalıdır.
Omurga
ve İlişkili Yapılardan Kaynaklanan Boyun Ağrısı
- Kök Basısı: Genellikle fıtıklaşmış
bir diskten ve sıkışmış bir sinir kökünden kaynağını
alan ağrının omuza, kürek kemiğine ya da kola
yayıldığı durumdur.
- Miyofasyal Ağrı: Genellikle uygun olmayan
duruş(postür), oturma, ve çalışma biçimlerinden
kaynaklanan kas ağrılarıdır. Ağrı boyun, boyun-kol
ya da boyun-sırttadır. Hastalar bazen uykusuzluktan
ve sabahları dinlenmemiş kalkmaktan şikayet
ederler.
- Kanal Darlığı: Kola giden sinir köklerinin
ya da omuriliğin bulundukları kemik boşluklarında
sıkışmalarından ve genellikle kök sıkışmasına
benzer şikayetlere sebep olan durumdur. Orta
yaşın üstündeki hastalarda daha sıktır.
- Tendon, Ligaman(Bağ) ve Yumuşak Doku Ağrısı:
Ağrı hasara uğramış dokuyla sınırlıdır ve yayılmaz.
Ağrı dokuların aşırı gerilmesinden ya da aşırı
kullanımından kaynaklanır.
- Omurga İnstabilitesi: Çoğu zaman travmadan
kaynaklanan omurlar arasındaki aşırı hareketlilik
durumudur. Aktivitelerle artan ve elektriklenme
tarzında ağrı ortaya çıkaran bir durumdur.
Omurga
Dışından Kaynaklanan Boyun Ağrısı
Omuz, kol ve safra kesesi sorunları boyun ve kürek
bölgesi ağrısı olarak kendilerini belli edebilirler.
Tedavi
Seçenekleri
Boyun ağrılarının tedavisi ve rehabilitasyonu
üç aşamada gerçekleşir.
İlk aşamada, yani akut fazda, FTR uzmanları
ağrı ve enflamasyon sonucu oluşmuş ödemi tedavi
ederler. Ağrının hangi dokudan kaynaklandığını
tespit ettikten sonra, yani spesifik bir tanı
koyduktan sonra, tedavi planı içinde istirahat,
ilaçlar, buz, özel enjeksyonlar, mobilizasyon
ve fizik tedavi uygulamaları yer alabilir.
İkinci aşamada, ya da iyileşme aşamasında,
vücut bölgelerini uygun pozisyonlarına geri döndürecek
esneklik ve kuvvetlendirme programlarına ve uygulamalarına
başlanır. Bunu amacı hastayı işine, hobilerine,
ve spor yaşamına geri kazandırmaktır.
Üçüncü aşamanın amacı iyilik halini korumak
ve tekrarlamaları engellemektir. Önceki egzersizlere
ek olarak, tüm vücut fitness programı eklenir,
vücut genel biyomekaniği ve birinci aşamada biraz
azalmış olan dayanıklılık en iyi düzeye getirilmeye
çalışılır.
Boyun
Ağrısını Engellemek İçin Yararlı Alışkanlıklar
1. İşiniz sırasında sık aralar verin. Uzun
süre aynı pozisyonda oturmamaya veya çalışmamaya
çaba gösterin. Ofisinizdeki eşyaları sizi kalkmak
ve hareket etmek zorunda bırakacak şekilde düzenleyin.
Bilgisayar, masa ve sandalyenizi kalçalarınız dizlerinizden
daha yüksek seviyede olacak şekilde ayarlayın.
2. Uzun yolculuklarda boyunun normal kavsini
koruyacak küçük bir yastık kullanın.
3. Uyurken çok sayıda yastık kullanmaktan
ve kanepede uyuya kalmaktan kaçının.
4. Telefon ahizesini boynunuza sıkıştırarak
konuşmayın.
5. Genel esneme ve kuvvetlendirme egzersizlerini
alışkanlık haline getirin. Yürümenin bile tek
başına çok yararlı etkileri olacaktır. Başınızı
sağa ve sola çevirerek boyun kaslarınızı basit
bir yöntemle esnek ve kuvvetli tutabilirsiniz.
Bel
Ağrısı
Bilimsel çalışmalar;
her 5 kişiden 4'ünün en az bir kere akut bel ağrısından
şikayet ettiğini, akut ağrısı olan bu kişilerin
2/5'sinin de ağrılarının kalıcı hale geldiğini
göstermekte.
Bel travmaları ve ağır kaldırmaların
çoğu sanıldığının aksine bel fıtığına değil, omurlar
arası segmentlerde fonksiyon kayıplarına ve faset
eklem problemlerine yol açar.
Omurga kaynaklı olmayan birçok
neden bel ağrısına yol açar. Çünkü birçok anatomik
yapı kaynağını bel omurlarından alır veya buraya
komşu yapılara uzanır.
Bel ağrılarının çok önemli bir
bölümü cerrahi olmayan yöntemlerle tedavi edilir.
Cauda equina adı verilen klinik durumda ise ciddi
kuvvet kaybı ve idrarını tutamama sorunu gelişir
ve acil operasyon gereklidir.
Fizik tedavi ve rehabilitasyon
yöntemleri ağrıyı azaltır, kas gerilimi gibi sorunları
ortadan kaldırır ve fonksiyon kayıplarını düzeltir.
Genel olarak bel ağrısında 2 günden fazla yatak
istirahati uygun değildir.
Doğru tanı konulduğunda manuel
terapi uygulamaları ve enjeksiyon tedavileri yüz
güldürücüdür. Standart yöntemler her hastada aynı
sonucu vermeyebilir. Her hastanın rehabilitasyon
programı kendine özel düzenlenmelidir.
Bel ağrılı hastada hedef kronikleşmeyi
önlemek ve bir an önce hastayı günlük yaşamına
geri döndürmektir. Bu hedefleri bir fizik tedavi
ve rehabilitasyon kliniği hastaya sağlar.
Hangi sorunlar bel ağrısına sebep olabilir? Sorunun
ilerlemesini engellemek amacıyla, bel ağrılarının
tanısı en kısa sürede konmalı ve tedavisine hemen
başlanmalıdır.
Omurga
ve İlişkili Yapılardan Kaynaklanan Bel Ağrısı
- Kök Basısı: Genellikle fıtıklaşmış
bir diskten kaynaklanan ve sıkışmış bir sinirin
bacak ağrısına yol açması durumudur. Siyatik
ağrısı diğer adıdır. Ayrıca bacakta uyuşma ve
hareket bozukluğu görülebilir.
- Miyofasyal Ağrı: Genellikle uygun olmayan
duruş(postür), oturma, ve çalışma biçimlerinden
kaynaklanan kas ağrılarıdır. Bel ve bacağın
değişik bölgelerinde ağrı hissedilebilir. Hastalar
bazen uykusuzluktan ve sabahları dinlenmemiş
kalkmaktan şikayet ederler.
- Kanal Darlığı: Bacağa giden sinir köklerinin
ya da omuriliğin, bulundukları kemik boşluklarda
sıkışmalarından ve genellikle kök sıkışmasına
benzer şikayetlere sebep olma durumudur. Orta
yaşın üstündeki hastalarda daha sıktır ve yürüme
mesafesinin kısıtlanması ağrıya ek olarak hastayı
rahatsız eden durumdur. Bel ve bacakta ağrı,
uyuşma, ve ağırlık hissine sebep olabilir.
- Tendon, Ligaman(Bağ) ve Yumuşak Doku Ağrısı:
Ağrı hasara uğramış dokuyla sınırlıdır ve yayılmaz.
Ağrı dokuların aşırı gerilmesinden ya da aşırı
kullanımından kaynaklanır.
Omurga
Dışından Kaynaklanan Bel Ağrısı
Apandisit, böbrek hastalığı, rahim sorunları,
ve idrar yolu enfeksiyonu bele yansıyan ağrı durumları
için bazı örneklerdir.
Tedavi
Seçenekleri
Bel sorunlarının tedavi ve rehabilitasyonu üç
aşmada gerçekleşir.
İlk aşamada, yani akut fazda, FTR uzmanları
ağrı ve enflamasyon sonucu oluşmuş ödemi tedavi
ederler. Ağrının hangi dokudan kaynaklandığını
tespit ettikten sonra, yani spesifik bir tanı
koyduktan sonra, tedavi planı içinde istirahat,
ilaçlar, buz, özel enjeksyonlar, mobilizasyon
ve fizik tedavi uygulamaları yer alabilir. Özellikle
bel fıtığında, ama genel olarak tüm akut ağrılarda,
ağrının büyük bir kısmı hasara uğramış bölgede
gelişen ödem ve enflamasyondan kaynaklanmaktadır.
Birinci aşamada uygulanacak tedavilerin amacı
bu süreci en kısa zamanda sonlandırmaktır.
İkinci aşamada, ya da iyileşme aşamasında,
vücut bölgelerini uygun pozisyonlarına geri döndürecek
esneklik ve kuvvetlendirme programlarına ve uygulamalarına
başlanır. Bunun amacı hastayı işine, hobilerine,
ve spor yaşamına geri kazandırmaktır.
Üçüncü aşamanın amacı, iyilik halini korumak
ve tekrarlamaları engellemektir. Önceki egzersizlere
ek olarak, tüm vücut fitness programı kullanılarak,
vücut genel biyomekaniği ve birinci aşamada biraz
azalmış olan dayanıklılık en iyi düzeye geri getirilmeye
çalışılır.
Bel ağrısının önlenmesindeki en önemli faktör
erken tanı ve tedavidir. Tüm bireylerin %80'inin
yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir
kez bel ağrısı tecrübesi olacağı tahmin edilmektedir.
ABD'de aile hekimine başvuru sebepleri içinde
ikinci sırayı oluşturur. Bel ağrısı en sık görülen
fiziksel özürlülük şeklidir. Kanser ağrısından
sonra, en fazla iş gücü kaybı ve sağlık giderlerine
sebep olan kronik ağrı durumudur. İşi bırakma
sebepleri içinde ikinci sırada gelmektedir. Bu
kişilerin çoğu tedaviyi ağrının kendiliğinden
geçeceği umuduyla ertelemeyi seçmiştir.
Yayımlanmış bir ankete göre; FTR uzmanı tarafından
tedavi edilmiş hastalar, diğer branş uzmanlarınca
tedavi edilenlere göre daha uzun süreli ve kalıcı
iyilik hali bildirmişlerdir. Bu FTR uzmanlarının
hastayı sadece şikayeti olan birey olarak değil,
kişiyi bir bütün olarak ele almak için eğitim
görmüş olmalarından kaynaklanmaktadır. Ayrıca,
omurga sorunlarının FTR uzmanı tarafından değerlendirilmesi
demek tüm eklemlerin ve yumuşak dokuların birbirileriyle
olan fonksiyonel ilişkileri bağlamında ve bunların
kişinin yaşam tarzı zemininde yorumlanması demektir.
Tedavi edilmemiş ya da kaynağı tespit edilmemiş
bel ağrısı, duruş(postür) ve yürüme değişikliklerine
sebep olabilir, sorunu derinleştirip ya da yenilerinin
eklenmesine yol açabilir. Her bel ağrısı vakası
özel olmasına rağmen, spesifik tanı sayesinde
bel ağrılarının %90'ndan fazlası ameliyatsız yöntemlerle
ve omurga biyomekaniğini kuvvetlendirme programları
ile iyileştirilebilir.
Gebelik
Sırasındaki Bel Ağrısı ve Önlenmesi
Hamile kadınların en az yarısı gebelik sırasında
ya da sonrasında bel ağrısından şikayetçi olmaktadır.
Eskiden bel ağrısının gebeliğin bir parçası olduğu
söylenerek özgül tedavi yoluna gidilmezdi. Artık
bu sorunu gidermek için bazı girişimler yapılabilmektedir.
Öncelikle FTR uzmanı spesifik ve tam bir tanı
koymalıdır. Bel ağrısının, omurgadan kaynaklanan
bir sorundan mı yoksa alt batın ya da kalça bölgesinden
kaynaklanan bir bozukluktan mı olduğu belirlenmelidir.
Ondan sonra sebebe yönelik özgül bir tedavi programı
düzenlenmelidir.
Bel ağrılarının çoğu, hamile kadın vücudunun
gebeliğe ve doğuma hazırlanmaya çalışmasından
kaynaklanmaktadır. Büyüyen rahimden, artan vücut
ağırlığından, ve ağırlık merkezinin öne kaymasından
dolayı omurgaya daha fazla yük binmektedir. Karın
kasları fazla esnemekte ve leğen kemiklerini tutmakta
zorlanmaktadır. Ayrıca, hormonal değişiklerden
dolayı omurgayı saran ligamanlar(bağlar) daha
gevşek olmaktadır.
Tüm bu etkenler ağrının ortaya çıkmasına katkıda
bulunur. Bazı gebeler bel ağrısından değil, arka
alt batın (pelvik taban) ağrısından şikayet ederler.
Bu sorun da, zayıf kaslardan ve gevşek ligamanlardan
kaynaklanmaktadır. Bu ağrı genellikle ikinci üç
ayda başlar ve relaksin hormonunun etkisi ile
ortaya çıktığı düşünülmektedir.
FTR uzmanının görevi her hastaya özgü bir tedavi
planı çizmektir. Böylece, uygun postür(duruş)
geliştirmek ve vücudu daha verimli kullanmak(ergonomi)
temelinde bir eğitim ve gerekirse fizik tedavi
programı düzenlenir. Maalesef bazen, doğum sonrası
da bel ağrısı devam edebilir. Eğer doğum sonrası
6-12 hafta içinde bel ağrısı ortadan kalkmamışsa
yeniden değerlendirme gerekir.
Gebelik
Sırasında Bel Ağrısının Önlenmesi için İpuçları
1. Ayakta dururken, karnınızı içeri
çekerek karın kaslarını çalıştırmakla bel üzerindeki
yükü azaltabilirsiniz. Ayrıca, yüksek topuklu
ayakkabı giymekten kaçının.
2. Otururken, sandalye yüksekliğinin
dizlerinizi ve kalçalarınızı aynı seviyede tutacak
düzeyde olmasına dikkat edin.
3. Eşya kaldırırken, dizlerinizi kırarak
çömelin ve uyluklarınızla iterek kaldırmaya
yardımcı olun.
4. Yan yatarak, dizlerinizi ve kalçalarınızı
bükerek, ve dizleriniz arasına ve karnınızın
altına birer yastık koyarak uyumaya çalışın.
5. Bazı hamileler leğen kemiklerini saran
özel bir korseden (sakroiliak korse) yarar görmektedirler.
Artrit
Artrit sözcüğü yüzden fazla hastalığa işaret
eder ve temelde eklemler ve bağ dokusunda ağrı,
şişlik ve hareket kaybına sebep olan durumları
kapsayan eklem iltihabıdır. Bazı durumlarda geri
dönülmez hasarlara sebep olarak ömür boyu sürecek
bir hastalık tablosu oluşabilir.
Pek çok artritin sebebi bilinmesine karşın, artrite
yol açan bazı hastalıkların oluşum mekanizması
tam olarak aydınlatılamamıştır. İlerleme biçimi
ve hızı da artritin türüne ve kişiye bağlıdır.
Artritin en sık görülen iki şekli vardır:
Osteoartrit
En sık
görülen romatizmal hastalıktır:
Bu hastalık
için osteoartroz ve dejeneratif eklem hastalığı
tanımları da kullanılmaktadır. Genellikle
yaşlanmaya paralel olan bir süreçtir. Eklemlerdeki
kemik uçlarını kaplayan kıkırdağın yaşlanması
ile ağrı ve hareket kaybı ortaya çıkar.
55 yaş üzerinde
ve özellikle de kadınlarda daha sık görülür. El
parmaklarının uç eklemlerinde şişlik ve kemiksi
çıkıntılar, ağrı ve sabah kısa süreli tutukluk
şeklindeki tipi generalize osteoartrit olarak
bilinir. Genetiktir ve sıklıkla kadınlarda ortaya
çıkar.
Osteoartritte
elin birinci parmak kök eklemi sık tutulan eklemlerdendir.
Diz osteoartritinde
diz ağrısı, kısa süreli sabah tutukluğu, dizlerde
krepitasyon adı verilen hareketle ortaya çıkan
sürtünme sesi, zamanla hareketlerde kısıtlılık
ve eklem deformiteleri gelişir. Hastalar çömelme,
merdiven inip çıkma ve sandalyeye oturup kalkmada
sıkıntı çekerler. Şiddetli vakalarda eklemlerde
kemiksi değişiklikler, ciddi deformiteler ve eklem
kilitlenmesi gelişir.
Kalça osteoartriti
erkeklerde daha sıktır. Sinsi ağrı, hareketlerde
sertlik, yürüme zorluğu, yüksek bir yere bacağını
kaldırmada ağrı ve zorlanma vardır. Başlangıçta
kalçanın içe doğru rotasyon hareketi ve geriye
hareketinde, zamanla diğer yönlere hareketinde
kısıtlanma ve ağrı gelişir. Hasta çorabını bile
giyemediğini belirtir. Ayrıntılı bir muayene ile
tanı konulur ve grafilerde görülen değişiklikler
tanıyı doğrular.
Omurgada osteoartrit
omurların yan eklemleri olan apofizyal eklemleri
tutar. Omurga cisminde ve diskte dejenerasyon
sonucunda spondiloz ortaya çıkar. Hastada omurga
tutulum bölgesinde ve komşu omurga segmentlerinde
ağrı, hareketlerde zorluk ve sertlik, bacağa yayılan
ağrılar görülür. Bacak ağrısı bu bölgeden geçip
bacağa inen sinirin baskıya uğraması, kanalın
daralmasına bağlı olabilir. Bu şikayetler zaman
zaman fıtık bulguları ile karışabilir ve hastalara
disk hernisi tanısı konabilir.
Osteoartritin
tedavisinde amaç hastanın ağrısının ve varsa tutukluğun
giderilmesi, yaşam kalitesinin arttırılmasıdır.
Eklem fonksiyonlarını korumak önemlidir. Bu nedenle
iyi planlanmış ve kişiye göre düzenlenmiş egzersizler,
zaman zaman tutulan eklemin istirahati amacıyla
korse, dizlik ve atel kullanmak yararlıdır. İlaçlar,
fizik tedavi yöntemleri, kilo verilmesi ve hastanın
hastalığı konusunda eğitimi önemlidir.
Günümüzde kıkırdak
matriksini uyaran ilaçlar bu hastalarda kullanılmaktadır.
Glukozamin ve kompleksleri yıkımı önlemekte yararlı
olabilmektedir. Bazen şiddetli tek eklem tutulumunda
kortizon uygulamaları da tedavide yer alır.
Son yıllarda osteoartrit
cerrahsinde büyük gelişmeler olmuştur. Tıbbi tedaviye
yeterli cevap vermeyen ve hastalığın çok ilerlediği
hastalarda total eklem replasmanı olarak isimlendirilen
protez operasyonları da fonksiyonları düzeltmede
sonuç vericidir.
Osteoartrite
Aktif Yaklaşım
Osteoartrit (Kireçlenme) kırk yaş üstünde görülmeye
başlayan eklem dejenerasyonudur. Tüm dünyada yaşlı
popülasyonda çok sıktır. İyimser bir tahminle,
her ülke nüfusunun yaklaşık %10'nda şikayete sebep
olmaktadır. Aslında, eklem ağrısı herkesin tecrübe
ettiği bir şeydir. Ancak, az oranda kişiler yaşlanan
eklemlerin yarattığı kalıcı problemler ve sürekli
ağrıdan şikayetçi olurlar.
Hastalığa ait bulgu ve belirtiler eklemlerde
ağrı, hareket kısıtlılığı ve şekil bozukluğudur.
Tanı, muayene ve görüntüleme teknikleriyle konur.
Eklemlerin Ağrısız Kalması için Bazı Öneriler:
Eklem ağrısını yeni başlamışken yakalama olasılığınız
olursa osteoartritin ilerlemesini durdurma imkanınız
da olacaktır. Doğru tedaviler vücudun doğal olan
kendini onarma sürecini uyarabilir. Bu onarım
süreci şöyle işlemektedir: Günlük hareketlerimiz
sırasında, özellikle dizlere ve kalça eklemlerine
vücut ağırlığı binmektedir. Bu yük çoğu zaman
vücut ağırlığımızın 3-4 katı kadardır ve eklem
kıkırdağı tarafından emilmektedir. Hareketle eklem
önce sıkışmakta sonra da serbest kalmaktadır.
Bu yük binme ve yükün kalkması sırasında su ve
besin maddeleri önce kıkırdak içine, sonra da
dışına hareket etmektedir. Bu sıvı hareketi ve
değişimi eklemi kaygan ve esnek tutar ve kendini
onarmasını sağlar. Sonuç olarak, hareketler eklemleri
kaygan tutar ve ağrının azalmasına yol açar. Ayrıca
egzersiz, kasların kuvvetlenmesini ve fazla kilolardan
kurtulunmasını da beraberinde getirecektir.
Osteoartrit tedavisinde FTR uzmanının yaklaşımı
çok yönlü olacaktır:
- Kilo kontrolü: Fazla vücut ağırlığı
özellikle kalça, diz, ve bel dejenerasyonunu
hızlandırıcı etkisi olmaktadır. Bu etkiyi azaltmak
için zayıflamak sağlıklı yollarla olmalıdır.
- Dinlenme: Çok ağrılı dönemlerde dinlenmek
eklem üzerindeki yükü kaldıracaktır. Ancak,
dinlenme dönemi gerekli en kısa sürede tutulmalıdır.
Uzun dinlenme dönemleri kıkırdak beslenmesini
azaltacak ve eski aktivitelere dönüşü geciktirecektir.
- Isı ve buz: Özellikle akut ağrı ve
şişliğin olduğu dönemlerde günde 3-4 kez ve
15-20 dakika süre ile eklemi soğutmak içerideki
ödemin dağılmasına ve onarımın hızlanacağına
yardımcı olacaktır. Soğuk uygulaması, buz, jel
paketler, dondurucuda bekletilmiş ıslak havlu,
ya da dondurulmuş bezelye taneleri paketi ile
yapılabilir. Kronik dönemde sıcak uygulaması,
damarların genişlemesini sağlayarak kan akımını
ve beslenmeyi artıracaktır. Bu uygulama, sıcak
banyo ya da duş, kızıl ötesi lambalar ve elektrikli
battaniye ile yapılabilir.
Romatoid
Artrit
Tüm vücudu ilgilendiren, yani sistemik bir hastalıktır.
Eklemi çevreleyen zarın iltihaplanması sonucu
ağrı, sıcaklık, kızarıklık ve şişlik olur. İltihabi
durum, kronikleşerek eklemin bozulmasına, hareket
kaybına ve ağrıya sebep olur.
Romatoid artrit en yaygın görülen inflamatuvar
romatizmal hastalıktır ve daha fazla kadınlarda
olmak üzere nüfusun %0,5'inde görülmektedir. Hastalığın
sebebi henüz tam olarak açıklanamamışsa da, genetik
faktörler ve oto-imunite (= bünyenin kendi dokularına
karşı çalışması) süreçleri ile bağlantılar mevcuttur.
Hastalığa ait tipik belirtiler; geceleri ve gündüzleri
el parmaklarında, genelde simetrik olarak oluşan
ağrı ve şişlik ile, sabahları bu eklemlerde 15
dakikadan daha fazla tutukluk, yorgunluk ve halsizliktir.
Zamanla daha fazla eklemin hastalanması ve hastalığın
ilerlemesi ile eklemlerde deformasyon meydana
gelir. Ender olarak organları (Göz, tükürük ve
gözyaşı bezleri, deri, kalp ve akciğer) da etkiler.
Hastalık, klinik bulgular, hastalığa spesifik
laboratuar ve röntgen bulguları ile teşhis edilir.
Romatoid artritin tedavisi, ilaç, fizik tedavi
ve rehabilitasyon yanında ergoterapi ve psikoterapiyi
içerir. Eklemlerde ileri derecede deformasyon
ve fonksiyon kaybı oluştuğu hastalarda cerrahi
tedavi gerekebilir. Romatoid artritin ilaçla tedavisinde;
nonsteroid antienflamatuar ilaçlar, hastalığı
modifiye edici ilaçlar (Methotrexate, klorokin,
leflunamid vb) ve son yıllarda geliştirilen biyolojik
ajanlar ve eklemiçi steroid enjeksiyonu kullanılır.
Hastalığın eklemlerde oluşturacağı sorunlara
yönelik iyi düzenlenmiş fizyoterapi ve egzersiz
uygulamaları ihmal edilmemelidir.
Tedavi
Egzersizleri
Rehabilitasyonda kullanılan egzersizlerin amacı
eklem ve çevresindeki kaslar ve yumuşak dokularda
esneklik, kuvvet, ve yeterli hareket oluşturmaktır.
Bu amaçla, eklemi çalıştıran ve koruyan kaslarda
kuvveti artırmak, yürüme ve yaşam tarzını inceleyerek
aktiviteleri ayarlamak, hareketlerin ve egzersizlerin
mekanik özelliklerini değiştirmek amacıyla bazı
cihazlarla eklemi koruma yöntemleri uygulanmaktadır.
Dikkatli bir şekilde ve hatta ağrılı dönemde yapıladığında,
izometrik(hareketsiz) kasılma egzersizleri ekleme
hasar vermeden kas kuvvetini artırabilirler. Esnetme
egzersizleri de eklemi zorlamadan hareket ve kıkırdak
beslenmesi sağlar. Hareketsizlik eklem ağrılarının
bir kısmının sebebidir.
İlaçlar
ve Besin Ekleri
En sık kullanılan ilaçlar asetaminofen gibi basit
ağrı kesiciler ya da bunlar yeterli değilse antiromatizmal
ilaçlardır. İlaçlarla eklem içindeki aktif enflamasyon
azaltılamazsa eklem içine steroid enjeksyonu yapılabilir.
Hastaların bir kısmı glucosamine ve chondroitin
sulfate içeren tablet ya da kapsüllerden yarar
gördüklerini bildirmektedir. Kıkırdak yapımını
ve kayganlığı artırmak amacı ile eklem içine yardımcı
maddeler enjekte edilebilir.
Fiziksel
Tedavi
Soğuk, sıcak, ve diğer daha etkili fizik tedavi
yöntemleri kullanılabilir. Tedavi egzersizleri
ile birlikte uygulanan yöntemlerin tümünün amacı
tekrarlamaları engellemek ve hastanın günlük yaşam
aktivitelerini sürdürmesini sağlamaktır.
Miyofasyal
Ağrı
Miyofasyal ağrı bölgesel ama şiddetli ağrıya
sebep olabilen bir kas ağrısıdır. Yaşam tarzından
ya da kasın çalışma biçimini etkileyen ani zorlamalar
veya uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan ötürü,
kasın en çok yüklenmeye maruz kalan liflerinde
(Tetik Nokta) sürekli kasılma ( Gergin Bant) durumu
ve ağrı ortaya çıkar. Miyofasyal ağrının en belirleyici
özelliği, ağrının o kasa özgü olan başka bir bölgeye
yayılmasıdır. Hastanın ağrılı kasında gerginlik,
ağrıdan dolayı hareket zorluğu ve ağrının yayıldığı
bölgede hissedilen ama bastırmakla artmayan ağrı
şikayeti olacaktır. Miyofasyal ağrının tedavisi,
akut dönemde özel masaj teknikleri, enjeksiyon,
özel ultrason teknikleri, sıcak ya da soğuk uygulamakla
kası gevşetmektir. Tekrarlamaları önlemek için
bölge kasları ve eklemlerinin çalışma biçimindeki
yanlışlıkları ortadan kaldırmak gerekir. Kronik
hal almış miyofasyal ağrının tedavisinin temeli,
hasta eğitimi ve uzun süreli egzersiz ve yaşam
biçimi modifikasyonlarıdır.
Fibromiyalji
Fibromiyalji tüm vücutta yaygın ağrıya sebep
olan bir durumdur ve toplumun %5-10'unu etkilemektedir.
Sert, ağrılı kaslarla karakterize bir durumdur
ve çoğu zaman uykusuzluk ve depresyon genel duruma
eşlik eder. Fibromyaljiye özgü ağrılı noktalar
genellikle boyun, omuz, göğüs, sırt, diz ve kalça
çevresindedir. Fibromiyaljinin sebebi tam olarak
bilinmemektedir. Bazı hastalarda, bir travmayı
takip ettiği bildirilmiştir. Hastalığın hikayesi
ve ağrılı noktaların tespiti tanıya yardımcı olur.
Birincil tedavisi egzersizdir; ancak, belirli
ilaçlar da yardımcı olabilir.
|