0212 291 50 31
Ana Sayfa | İletişim | Linkler |

AĞRI

Ağrının Tanımı
Akut Ağrı
Ağrı Hikayesi
  Muayene ve Tanısal Tetkikler
Boyun Ağrısı
Bel Ağrısı
Artrit
 
 
 
 
 
 
Miyofasyal Ağrı
Fibromiyalji

Ağrının Tanımı

Ağrı tamamen soyuttur, zorlukla tanımlanabilir, sıklıkla da, anlatılması ve betimlenmesi güçtür. Mevcut geçerli tanım, ağrının gerçek ya da potansiyel doku hasarına eşlik eden uyarıma yanıt olarak ortaya çıkmış hoş olmayan duysal ve duygusal bir tepki olmasıdır.

Ancak, ağrının hiçbir zaman vücut hasarı miktarının basit bir işlevi olduğu gösterilememiştir; ağrı yüksek endişe, depresyon, ve beklentilerden ileri derecede etkilenmektedir. Ağrı çok yönlü bir deneyimdir, ve uyarımın fiziksel özelliklerinin yanısıra, bireyin duyguları, düşünceleri ve motivasyonlarının bir birleşiminden oluşmaktadır. Ağrı deneyiminin bir kısmı, olayı geçmiş ve şimdiki deneyimlerle yorumlama davranışıdır.

 

Akut Ağrı

Doku hasarı gibi durumlarda ağrı hissinin oluşmasına ve iletilmesine neden olan biyolojik bir bulgudur. Bel veya boyun fıtıkları gibi belirli dokularla sınırlı ve bir bölgede olabilir ya da yayılabilir. Genellikle keskin, ezici, ve yanıcı tarzdadır. Ağrıya sebep olan olayın etkisi azaldıkça akut ağrı azalmaya başlar. Birkaç hafta içinde geçmez ya da tedavi edilmezse kronikleşir.


Kronik Ağrı

Sinir dokusunun, psikolojinin ve bazı organların olaya katılmasıyla ilerleyerek, kalıcı ağrı şikayeti ile kendini sürekli hissettiren bir hastalık sürecidir. Bir hastalığın ya da hasarın beklenen iyileşme sürecinden daha uzun süren ağrı durumudur. Ağrı hissinin sürmesi hastalık devamı durumunda ya da iyileşme bittikten sonra bile olabilir.

Akut ağrıda olduğu gibi kronik ağrıda da doku hasarı ve devam eden hastalık varsa iyileştirilmelidir. Kronik ağrının yeri tam tarif edilemez, künt, acı veya süreklilik gösterir. Hasta yorgun, huzursuz, çökmüş olabilir.

Ağrının tedavisi, doğasının ve özelliklerinin çok iyi bilinmesi ile olmaktadır. Fiziksel ajanların ağrı tedavisinde kullanılmaya başlanması insanlık tarihi kadar eskidir. Ancak, son yıllarda çok yönlü rehabilitasyon tekniklerinin kullanımının başarı oranını yükselttiği kabul edilmektedir.

 

Sıklık

Neredeyse herkesin akut ağrı deneyimi olur. Sıklığı ağrıya sebep olan tüm akut hastalıklar, travmalar, ve cerrahi girişimlerin sıklığına eşittir. Bir taramada, hastalar baş ve bacakları akut ağrının, beli ise kronik ağrının en sık hissedildiği bölgeler olarak bildirmişlerdir. Kronik ağrı hastalarının sayısı daha az, ancak tedavinin süresi daha uzun ve maliyeti çok yüksektir. Bu nedenle, kronik ağrı tedavisi gelişmiş ülkelerde sağlık sistemine astronomik düzeyde mali yük getirmeye başlamıştır.

Sebepler

Kronik ağrı basitçe bir bedensel algılama değildir. Hastaların çoğunda depresyon, kızgınlık, kıskançlık ve endişe vardır. Bir çok birey için depresyon, ağrı hissindeki birincil etmen olup, kronik aktivite düzeyi ve üretkenlikte azalmaya yol açmaktadır.

Kronik ağrının motivasyonel bölümü, ağrının sürdürülmesine ve davranışa dönüşmesine sebep olan mesleki, ekonomik ve kişiler arası ilişkiler ile ilgilidir. Kronik ağrısı olanların çok büyük bir kısmının meslek ve ev işleri, hobileri, cinsel hayatları, ve iş girişimlerinde sorunları vardır.

Kronik ağrının bilinç düzeyindeki yönü, hastaların inançları ve kendilerini algılama biçimleri üzerinde ağrının oynadığı rolü belirlemektedir. Hasta, ağrının hareketlerini azaltmak ve korunma için bir sinyal olduğuna ne kadar inanmışsa, hekim egzersiz, esneklik ve diğer tedavi girişimlerini uygulatma konusunda o kadar zorlukla karşılaşacaktır. Tabii ki akut ağrı döneminden kalan ve zorunlu istirahat dönemini içeren daha unutulmamış deneyimlerin de hasta için çok kısıtlayıcı rolü olacaktır.

Tanı ve Değerlendirme

Ağrı Hikayesi
Ağrı hastalarının çoğunda fiziksel, motivasyonel, bilişsel ve duygulanımsal sorunların bir karışımı mevcuttur. Bu sebeple hekim hastalığın ve şikayetlerin geçmişi ve uygulanmış tedavilerle ilgili detaylı bilgi edinmeye çalışacaktır.

Uygulanmış tedavilerin başarısı ve bunların hasta tarafından ne kadar etkili göründükleri ve hastanın ağrıyı azaltmak için uyguladığı yöntemler bilinmelidir. Hastanın ilaç ve ağrı kesici alma alışkanlıkları ağrıyı algılama ve başa çıkma mekanizmaları hakkında da fikir vermektedir. Meslek geçmişi ve bununla ilgili hikaye, yakınmaların toplumsal düzeydeki yansımalarını en iyi şekilde gösteren alanlardan biridir.

 

Muayene ve Tanısal Tetkikler
Hekim, birincil ağrı kaynağını ortaya çıkarmak üzere detaylı fiziksel muayene yapar. Uygun laboratuvar tahlilleri ve görüntüleme teknikleri yol göstericidir. Manyetik rezonans (MR) ve bilgisayarlı tomografi yapısal bozukluklar hakkında yardımcı olmaktadır ve dokularda mevcut olan bozuklukları gösterebilmektedir.

Kronik omurga ağrılarının çoğu yeterli veya etkin olmayan hareket ve fonksiyon biçimlerinden kaynaklanmaktadır ve dokulardaki hasarın direkt bir yansıması değildir.

Örnekse, omurga disk fıtıklaşmalarının tümünü bu ileri tetkikler ortaya çıkarmaktadır. Unutulmamalıdır ki bu görüntüler ilgili bölgede hiç ağrı yakınması olmamış kişilerde de tesadüfen fark edilebilir(testin yanlış pozitif olması durumu). Diğer tetkiklerin tümü için de yukarıda belirtildiği gibi muayene ve hikâye yol gösterici olmalıdır.

Boyun Ağrısı

Her üç kişiden biri hayatında en az bir kez boyun ağrısından şikayetçi olur. Ofis çalışmaları, ağır işler ve yaşlanma boyun ağrılarını arttıran faktörlerdir.

Boyun bölgesindeki ağrıların en sık nedeni 'sprain' ve 'strain'dir. Sprain travmaya bağlı olarak ligaman ve tendonların aşırı gerilmesi veya yırtılmasıdır. Strain ise kasların yırtılmasıdır.

Bu yaralanmalar eklem ve sinir köklerini de etkileyebilir. Motorlu araçların çarpışması araç içindeki kişinin boynunda kamçı hareketi yaralanmasına (whiplash) neden olabilir. Ağrı kazadan hemen sonra ortaya çıkabildiği gibi bazen bir iki günde de belirir.

Akut ve şiddetli boyun ağrısı için antienflamatuar ilaçlar ve analjezikler önerilir. Akut sürede boyun korseleri kullanılır. Ağrı azalınca fizik tedavi, mobilizasyon yöntemleri ve egzersizler ile normal hareketlilik yeniden sağlanmalıdır.

Boyun ağrılarının nedenlerinden birisi de servikal disk hernisi olarak tanımlanan boyun fıtıklarıdır. Fıtıklanmanın yerine ve şiddetine bağlı olmak üzere fizik tedaviden cerrahi girişimlere kadar değişik tedavi yöntemleri gerekebilir.

Omurlar arasındaki diskin su içeriğinin azalmasına bağlı olarak özgün niteliğinin bozulmaya başlaması ve komşu faset eklemleri gibi yapılarda da dejenerasyonun başlamasıyla servikal spondiloz olarak isimlendirilen osteoartrit gelişir. 40 yaş üzerinde orataya çıkan bu değişiklikler yaşın ilerlemesiyle giderek artabilir.

Bazı romatizmal hastalıkların, enfeksiyonların ve tümörlerin de boyun ağrısına neden olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle hastalar boyun ağrısını önemsiz olarak görmemeli ve 3 aydan uzun devam eden yakınmada mutlaka hekime başvurmalıdır.

Hangi sorunlar boyun ağrısına sebep olabilir? Sorunun ilerlemesini engellemek amacıyla boyun ağrılarının tanısı en kısa sürede konmalı ve tedavisine hemen başlanmalıdır.

Omurga ve İlişkili Yapılardan Kaynaklanan Boyun Ağrısı

  • Kök Basısı: Genellikle fıtıklaşmış bir diskten ve sıkışmış bir sinir kökünden kaynağını alan ağrının omuza, kürek kemiğine ya da kola yayıldığı durumdur.
  • Miyofasyal Ağrı: Genellikle uygun olmayan duruş(postür), oturma, ve çalışma biçimlerinden kaynaklanan kas ağrılarıdır. Ağrı boyun, boyun-kol ya da boyun-sırttadır. Hastalar bazen uykusuzluktan ve sabahları dinlenmemiş kalkmaktan şikayet ederler.
  • Kanal Darlığı: Kola giden sinir köklerinin ya da omuriliğin bulundukları kemik boşluklarında sıkışmalarından ve genellikle kök sıkışmasına benzer şikayetlere sebep olan durumdur. Orta yaşın üstündeki hastalarda daha sıktır.
  • Tendon, Ligaman(Bağ) ve Yumuşak Doku Ağrısı: Ağrı hasara uğramış dokuyla sınırlıdır ve yayılmaz. Ağrı dokuların aşırı gerilmesinden ya da aşırı kullanımından kaynaklanır.
  • Omurga İnstabilitesi: Çoğu zaman travmadan kaynaklanan omurlar arasındaki aşırı hareketlilik durumudur. Aktivitelerle artan ve elektriklenme tarzında ağrı ortaya çıkaran bir durumdur.
 

Omurga Dışından Kaynaklanan Boyun Ağrısı
Omuz, kol ve safra kesesi sorunları boyun ve kürek bölgesi ağrısı olarak kendilerini belli edebilirler.

Tedavi Seçenekleri
Boyun ağrılarının tedavisi ve rehabilitasyonu üç aşamada gerçekleşir.

İlk aşamada, yani akut fazda, FTR uzmanları ağrı ve enflamasyon sonucu oluşmuş ödemi tedavi ederler. Ağrının hangi dokudan kaynaklandığını tespit ettikten sonra, yani spesifik bir tanı koyduktan sonra, tedavi planı içinde istirahat, ilaçlar, buz, özel enjeksyonlar, mobilizasyon ve fizik tedavi uygulamaları yer alabilir.

İkinci aşamada, ya da iyileşme aşamasında, vücut bölgelerini uygun pozisyonlarına geri döndürecek esneklik ve kuvvetlendirme programlarına ve uygulamalarına başlanır. Bunu amacı hastayı işine, hobilerine, ve spor yaşamına geri kazandırmaktır.

Üçüncü aşamanın amacı iyilik halini korumak ve tekrarlamaları engellemektir. Önceki egzersizlere ek olarak, tüm vücut fitness programı eklenir, vücut genel biyomekaniği ve birinci aşamada biraz azalmış olan dayanıklılık en iyi düzeye getirilmeye çalışılır.

Boyun Ağrısını Engellemek İçin Yararlı Alışkanlıklar

1. İşiniz sırasında sık aralar verin. Uzun süre aynı pozisyonda oturmamaya veya çalışmamaya çaba gösterin. Ofisinizdeki eşyaları sizi kalkmak ve hareket etmek zorunda bırakacak şekilde düzenleyin. Bilgisayar, masa ve sandalyenizi kalçalarınız dizlerinizden daha yüksek seviyede olacak şekilde ayarlayın.

2. Uzun yolculuklarda boyunun normal kavsini koruyacak küçük bir yastık kullanın.

3. Uyurken çok sayıda yastık kullanmaktan ve kanepede uyuya kalmaktan kaçının.

4. Telefon ahizesini boynunuza sıkıştırarak konuşmayın.

5. Genel esneme ve kuvvetlendirme egzersizlerini alışkanlık haline getirin. Yürümenin bile tek başına çok yararlı etkileri olacaktır. Başınızı sağa ve sola çevirerek boyun kaslarınızı basit bir yöntemle esnek ve kuvvetli tutabilirsiniz.

 

Bel Ağrısı

Hangi sorunlar bel ağrısına sebep olabilir? Sorunun ilerlemesini engellemek amacıyla, bel ağrılarının tanısı en kısa sürede konmalı ve tedavisine hemen başlanmalıdır.

Omurga ve İlişkili Yapılardan Kaynaklanan Bel Ağrısı

  • Kök Basısı: Genellikle fıtıklaşmış bir diskten kaynaklanan ve sıkışmış bir sinirin bacak ağrısına yol açması durumudur. Siyatik ağrısı diğer adıdır. Ayrıca bacakta uyuşma ve hareket bozukluğu görülebilir.
  • Miyofasyal Ağrı: Genellikle uygun olmayan duruş(postür), oturma, ve çalışma biçimlerinden kaynaklanan kas ağrılarıdır. Bel ve bacağın değişik bölgelerinde ağrı hissedilebilir. Hastalar bazen uykusuzluktan ve sabahları dinlenmemiş kalkmaktan şikayet ederler.
  • Kanal Darlığı: Bacağa giden sinir köklerinin ya da omuriliğin, bulundukları kemik boşluklarda sıkışmalarından ve genellikle kök sıkışmasına benzer şikayetlere sebep olma durumudur. Orta yaşın üstündeki hastalarda daha sıktır ve yürüme mesafesinin kısıtlanması ağrıya ek olarak hastayı rahatsız eden durumdur. Bel ve bacakta ağrı, uyuşma, ve ağırlık hissine sebep olabilir.
  • Tendon, Ligaman(Bağ) ve Yumuşak Doku Ağrısı: Ağrı hasara uğramış dokuyla sınırlıdır ve yayılmaz. Ağrı dokuların aşırı gerilmesinden ya da aşırı kullanımından kaynaklanır.

Omurga Dışından Kaynaklanan Bel Ağrısı
Apandisit, böbrek hastalığı, rahim sorunları, ve idrar yolu enfeksiyonu bele yansıyan ağrı durumları için bazı örneklerdir.

Tedavi Seçenekleri
Bel sorunlarının tedavi ve rehabilitasyonu üç aşmada gerçekleşir.

İlk aşamada, yani akut fazda, FTR uzmanları ağrı ve enflamasyon sonucu oluşmuş ödemi tedavi ederler. Ağrının hangi dokudan kaynaklandığını tespit ettikten sonra, yani spesifik bir tanı koyduktan sonra, tedavi planı içinde istirahat, ilaçlar, buz, özel enjeksyonlar, mobilizasyon ve fizik tedavi uygulamaları yer alabilir. Özellikle bel fıtığında, ama genel olarak tüm akut ağrılarda, ağrının büyük bir kısmı hasara uğramış bölgede gelişen ödem ve enflamasyondan kaynaklanmaktadır. Birinci aşamada uygulanacak tedavilerin amacı bu süreci en kısa zamanda sonlandırmaktır.

İkinci aşamada, ya da iyileşme aşamasında, vücut bölgelerini uygun pozisyonlarına geri döndürecek esneklik ve kuvvetlendirme programlarına ve uygulamalarına başlanır. Bunun amacı hastayı işine, hobilerine, ve spor yaşamına geri kazandırmaktır.

Üçüncü aşamanın amacı, iyilik halini korumak ve tekrarlamaları engellemektir. Önceki egzersizlere ek olarak, tüm vücut fitness programı kullanılarak, vücut genel biyomekaniği ve birinci aşamada biraz azalmış olan dayanıklılık en iyi düzeye geri getirilmeye çalışılır.

Bel ağrısının önlenmesindeki en önemli faktör erken tanı ve tedavidir. Tüm bireylerin %80'inin yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir kez bel ağrısı tecrübesi olacağı tahmin edilmektedir. ABD'de aile hekimine başvuru sebepleri içinde ikinci sırayı oluşturur. Bel ağrısı en sık görülen fiziksel özürlülük şeklidir. Kanser ağrısından sonra, en fazla iş gücü kaybı ve sağlık giderlerine sebep olan kronik ağrı durumudur. İşi bırakma sebepleri içinde ikinci sırada gelmektedir. Bu kişilerin çoğu tedaviyi ağrının kendiliğinden geçeceği umuduyla ertelemeyi seçmiştir.

Yayımlanmış bir ankete göre; FTR uzmanı tarafından tedavi edilmiş hastalar, diğer branş uzmanlarınca tedavi edilenlere göre daha uzun süreli ve kalıcı iyilik hali bildirmişlerdir. Bu FTR uzmanlarının hastayı sadece şikayeti olan birey olarak değil, kişiyi bir bütün olarak ele almak için eğitim görmüş olmalarından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, omurga sorunlarının FTR uzmanı tarafından değerlendirilmesi demek tüm eklemlerin ve yumuşak dokuların birbirileriyle olan fonksiyonel ilişkileri bağlamında ve bunların kişinin yaşam tarzı zemininde yorumlanması demektir.

Tedavi edilmemiş ya da kaynağı tespit edilmemiş bel ağrısı, duruş(postür) ve yürüme değişikliklerine sebep olabilir, sorunu derinleştirip ya da yenilerinin eklenmesine yol açabilir. Her bel ağrısı vakası özel olmasına rağmen, spesifik tanı sayesinde bel ağrılarının %90'ndan fazlası ameliyatsız yöntemlerle ve omurga biyomekaniğini kuvvetlendirme programları ile iyileştirilebilir.

 

Gebelik Sırasındaki Bel Ağrısı ve Önlenmesi

Hamile kadınların en az yarısı gebelik sırasında ya da sonrasında bel ağrısından şikayetçi olmaktadır.

Eskiden bel ağrısının gebeliğin bir parçası olduğu söylenerek özgül tedavi yoluna gidilmezdi. Artık bu sorunu gidermek için bazı girişimler yapılabilmektedir.

Öncelikle FTR uzmanı spesifik ve tam bir tanı koymalıdır. Bel ağrısının, omurgadan kaynaklanan bir sorundan mı yoksa alt batın ya da kalça bölgesinden kaynaklanan bir bozukluktan mı olduğu belirlenmelidir. Ondan sonra sebebe yönelik özgül bir tedavi programı düzenlenmelidir.

Bel ağrılarının çoğu, hamile kadın vücudunun gebeliğe ve doğuma hazırlanmaya çalışmasından kaynaklanmaktadır. Büyüyen rahimden, artan vücut ağırlığından, ve ağırlık merkezinin öne kaymasından dolayı omurgaya daha fazla yük binmektedir. Karın kasları fazla esnemekte ve leğen kemiklerini tutmakta zorlanmaktadır. Ayrıca, hormonal değişiklerden dolayı omurgayı saran ligamanlar(bağlar) daha gevşek olmaktadır.

Tüm bu etkenler ağrının ortaya çıkmasına katkıda bulunur. Bazı gebeler bel ağrısından değil, arka alt batın ağrısından şikayet ederler. Bu sorun da, zayıf kaslardan ve gevşek ligamanlardan kaynaklanmaktadır. Bu ağrı genellikle ikinci üç ayda başlar ve relaksin hormonunun etkisi ile ortaya çıktığı düşünülmektedir.

FTR uzmanının görevi her hastaya özgü bir tedavi planı çizmektir. Böylece, uygun postür(duruş) geliştirmek ve vücudu daha verimli kullanmak(ergonomi) temelinde bir eğitim ve gerekirse fizik tedavi programı düzenlenir. Maalesef bazen, doğum sonrası da bel ağrısı devam edebilir. Eğer doğum sonrası 6-12 hafta içinde bel ağrısı ortadan kalkmamışsa yeniden değerlendirme gerekir.

Gebelik Sırasında Bel Ağrısının Önlenmesi için İpuçları

1. Ayakta dururken, karnınızı içeri çekerek karın kaslarını çalıştırmakla bel üzerindeki yükü azaltabilirsiniz. Ayrıca, yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaçının.
2. Otururken, sandalye yüksekliğinin dizlerinizi ve kalçalarınızı aynı seviyede tutacak düzeyde olmasına dikkat edin.
3. Eşya kaldırırken, dizlerinizi kırarak çömelin ve uyluklarınızla iterek kaldırmaya yardımcı olun.
4. Yan yatarak, dizlerinizi ve kalçalarınızı bükerek, ve dizleriniz arasına ve karnınızın altına birer yastık koyarak uyumaya çalışın.
5. Bazı hamileler leğen kemiklerini saran özel bir korseden (sakroiliak korse) yarar görmektedirler.

 

Artrit

Artrit sözcüğü yüzden fazla hastalığa işaret eder ve temelde eklemler ve bağ dokusunda ağrı, şişlik ve hareket kaybına sebep olan durumları kapsayan eklem iltihabıdır. Bazı durumlarda geri dönülmez hasarlara sebep olarak ömür boyu sürecek bir hastalık tablosu oluşabilir.

Pek çok artritin sebebi bilinmesine karşın, artrite yol açan bazı hastalıkların oluşum mekanizması tam olarak aydınlatılamamıştır. İlerleme biçimi ve hızı da artritin türüne ve kişiye bağlıdır. Artritin en sık görülen iki şekli vardır:

Osteoartrit
En sık görülen romatizmal hastalıktır: Bu hastalık için osteoartroz ve dejeneratif eklem hastalığı tanımları da kullanılmaktadır. Genellikle yaşlanmaya paralel olan bir süreçtir. Eklemlerdeki kemik uçlarını kaplayan kıkırdağın yaşlanması ile ağrı ve hareket kaybı ortaya çıkar.

55 yaş üzerinde ve özellikle de kadınlarda daha sık görülür. El parmaklarının uç eklemlerinde şişlik ve kemiksi çıkıntılar, ağrı ve sabah kısa süreli tutukluk şeklindeki tipi generalize osteoartrit olarak bilinir. Genetiktir ve sıklıkla kadınlarda ortaya çıkar.

Osteoartritte elin birinci parmak kök eklemi sık tutulan eklemlerdendir.

Diz osteoartritinde diz ağrısı, kısa süreli sabah tutukluğu, dizlerde krepitasyon adı verilen hareketle ortaya çıkan sürtünme sesi, zamanla hareketlerde kısıtlılık ve eklem deformiteleri gelişir. Hastalar çömelme, merdiven inip çıkma ve sandalyeye oturup kalkmada sıkıntı çekerler. Şiddetli vakalarda eklemlerde kemiksi değişiklikler, ciddi deformiteler ve eklem kilitlenmesi gelişir.

Kalça osteoartriti erkeklerde daha sıktır. Sinsi ağrı, hareketlerde sertlik, yürüme zorluğu, yüksek bir yere bacağını kaldırmada ağrı ve zorlanma vardır. Başlangıçta kalçanın içe doğru rotasyon hareketi ve geriye hareketinde, zamanla diğer yönlere hareketinde kısıtlanma ve ağrı gelişir. Hasta çorabını bile giyemediğini belirtir. Ayrıntılı bir muayene ile tanı konulur ve grafilerde görülen değişiklikler tanıyı doğrular.

Omurgada osteoartrit omurların yan eklemleri olan apofizyal eklemleri tutar. Omurga cisminde ve diskte dejenerasyon sonucunda spondiloz ortaya çıkar. Hastada omurga tutulum bölgesinde ve komşu omurga segmentlerinde ağrı, hareketlerde zorluk ve sertlik, bacağa yayılan ağrılar görülür. Bacak ağrısı bu bölgeden geçip bacağa inen sinirin baskıya uğraması, kanalın daralmasına bağlı olabilir. Bu şikayetler zaman zaman fıtık bulguları ile karışabilir ve hastalara disk hernisi tanısı konabilir.

Osteoartritin tedavisinde amaç hastanın ağrısının ve varsa tutukluğun giderilmesi, yaşam kalitesinin arttırılmasıdır. Eklem fonksiyonlarını korumak önemlidir. Bu nedenle iyi planlanmış ve kişiye göre düzenlenmiş egzersizler, zaman zaman tutulan eklemin istirahati amacıyla korse, dizlik ve atel kullanmak yararlıdır. İlaçlar, fizik tedavi yöntemleri, kilo verilmesi ve hastanın hastalığı konusunda eğitimi önemlidir.

Günümüzde kıkırdak matriksini uyaran ilaçlar bu hastalarda kullanılmaktadır. Glukozamin ve kompleksleri yıkımı önlemekte yararlı olabilmektedir. Bazen şiddetli tek eklem tutulumunda kortizon uygulamaları da tedavide yer alır.

Son yıllarda osteoartrit cerrahsinde büyük gelişmeler olmuştur. Tıbbi tedaviye yeterli cevap vermeyen ve hastalığın çok ilerlediği hastalarda total eklem replasmanı olarak isimlendirilen protez operasyonları da fonksiyonları düzeltmede sonuç vericidir.

Osteoartrite Aktif Yaklaşım
Osteoartrit (Kireçlenme) kırk yaş üstünde görülmeye başlayan eklem dejenerasyonudur. Tüm dünyada yaşlı popülasyonda çok sıktır. İyimser bir tahminle, her ülke nüfusunun yaklaşık %10'nda şikayete sebep olmaktadır. Aslında, eklem ağrısı herkesin tecrübe ettiği bir şeydir. Ancak, az oranda kişiler yaşlanan eklemlerin yarattığı kalıcı problemler ve sürekli ağrıdan şikayetçi olurlar.

Eklemlerin Ağrısız Kalması için Bazı Öneriler:

Eklem ağrısını yeni başlamışken yakalama olasılığınız olursa osteoartritin ilerlemesini durdurma imkanınız da olacaktır. Doğru tedaviler vücudun doğal olan kendini onarma sürecini uyarabilir. Bu onarım süreci şöyle işlemektedir: Günlük hareketlerimiz sırasında, özellikle dizlere ve kalça eklemlerine vücut ağırlığı binmektedir. Bu yük çoğu zaman vücut ağırlığımızın 3-4 katı kadardır ve eklem kıkırdağı tarafından emilmektedir. Hareketle eklem önce sıkışmakta sonra da serbest kalmaktadır. Bu yük binme ve yükün kalkması sırasında su ve besin maddeleri önce kıkırdak içine, sonra da dışına hareket etmektedir. Bu sıvı hareketi ve değişimi eklemi kaygan ve esnek tutar ve kendini onarmasını sağlar. Sonuç olarak, hareketler eklemleri kaygan tutar ve ağrının azalmasına yol açar. Ayrıca egzersiz, kasların kuvvetlenmesini ve fazla kilolardan kurtulunmasını da beraberinde getirecektir.

Osteoartrit tedavisinde FTR uzmanının yaklaşımı çok yönlü olacaktır:

  • Kilo kontrolü: Fazla vücut ağırlığı özellikle kalça, diz, ve bel dejenerasyonunu hızlandırıcı etkisi olmaktadır. Bu etkiyi azaltmak için zayıflamak sağlıklı yollarla olmalıdır.
  • Dinlenme: Çok ağrılı dönemlerde dinlenmek eklem üzerindeki yükü kaldıracaktır. Ancak, dinlenme dönemi gerekli en kısa sürede tutulmalıdır. Uzun dinlenme dönemleri kıkırdak beslenmesini azaltacak ve eski aktivitelere dönüşü geciktirecektir.
  • Isı ve buz: Özellikle akut ağrı ve şişliğin olduğu dönemlerde günde 3-4 kez ve 15-20 dakika süre ile eklemi soğutmak içerideki ödemin dağılmasına ve onarımın hızlanacağına yardımcı olacaktır. Soğuk uygulaması, buz, jel paketler, dondurucuda bekletilmiş ıslak havlu, ya da dondurulmuş bezelye taneleri paketi ile yapılabilir. Kronik dönemde sıcak uygulaması, damarların genişlemesini sağlayarak kan akımını ve beslenmeyi artıracaktır. Bu uygulama, sıcak banyo ya da duş, kızıl ötesi lambalar ve elektrikli battaniye ile yapılabilir.
 

Romatoid Artrit
Tüm vücudu ilgilendiren, yani sistemik bir hastalıktır. Eklemi çevreleyen zarın iltihaplanması sonucu ağrı, sıcaklık, kızarıklık ve şişlik olur. İltihabi durum, kronikleşerek eklemin bozulmasına, hareket kaybına ve ağrıya sebep olur.

Romatoid artrit en yaygın görülen romatizmal hastalıklardan biridir ve daha fazla kadınlarda olmak üzere nüfusun %0,5'inde görülmektedir. Hastalığın sebebi henüz tam olarak açıklanamamışsa da, genetik faktörler ve oto-imunite (= bünyenin kendi dokularına karşı çalışması) süreçleri ile bağlantılar mevcuttur.

Hastalığa ait tipik belirtiler; geceleri ve gündüzleri el parmaklarında, genelde simetrik olarak oluşan ağrı ve şişlik ile, sabahları bu eklemlerde 15 dakikadan daha fazla tutukluk, yorgunluk ve halsizliktir. Zamanla daha fazla eklemin hastalanması ve hastalığın ilerlemesi ile eklemlerde deformasyon meydana gelir. Ender olarak organlara (Göz, tükürük ve gözyaşı bezleri, deri, kalp ve akciğer) da sıçrar.

Klinik bulgular, hastalığa spesifik labaratuar ve röntgen bulguları ile teşhis edilir.

Romatoid artritin tedavisi, ilaç, fizik tedavi ve rehabilitasyon yanında ergoterapi ve psikoterapiyi içerir. Eklemlerde ileri derecede deformasyon ve fonksiyon kaybı oluştuğu hastalarda cerrahi tedavi gerekebilir. Romatoid artritin ilaçla tedavisinde; nonsteroid antienflamatuar ilaçlar, hastalığı modifiye edici ilaçlar (Methotrexate, klorokin, leflunamid vb) ve son yıllarda geliştirilen biyolojik ajanlar ve eklemiçi steroid enjeksiyonu kullanılır.

Hastalığın eklemlerde oluşturacağı sorunlara yönelik iyi düzenlenmiş fizyoterapi ve egzersiz uygulamaları ihmal edilmemelidir.

 

 

Tedavi Egzersizleri
Rehabilitasyonda kullanılan egzersizlerin amacı eklem ve çevresindeki kaslar ve yumuşak dokularda esneklik, kuvvet, ve yeterli hareket oluşturmaktır. Bu amaçla, eklemi çalıştıran ve koruyan kaslarda kuvveti artırmak, yürüme ve yaşam tarzını inceleyerek aktiviteleri ayarlamak, hareketlerin ve egzersizlerin mekanik özelliklerini değiştirmek amacıyla bazı cihazlarla eklemi koruma yöntemleri uygulanmaktadır. Dikkatli bir şekilde ve hatta ağrılı dönemde yapıladığında, izometrik(hareketsiz) kasılma egzersizleri ekleme hasar vermeden kas kuvvetini artırabilirler. Esnetme egzersizleri de eklemi zorlamadan hareket ve kıkırdak beslenmesi sağlar. Hareketsizlik eklem ağrılarının bir kısmının sebebidir.

İlaçlar ve Besin Ekleri
En sık kullanılan ilaçlar asetaminofen gibi basit ağrı kesiciler ya da bunlar yeterli değilse antiromatizmal ilaçlardır. İlaçlarla eklem içindeki aktif enflamasyon azaltılamazsa eklem içine steroid enjeksyonu yapılabilir.

Hastaların bir kısmı glucosamine ve chondroitin sulfate içeren tablet ya da kapsüllerden yarar gördüklerini bildirmektedir. Kıkırdak yapımını ve kayganlığı artırmak amacı ile eklem içine yardımcı maddeler enjekte edilebilir.

Fiziksel Tedavi
Soğuk, sıcak, ve diğer daha etkili fizik tedavi yöntemleri kullanılabilir. Tedavi egzersizleri ile birlikte uygulanan yöntemlerin tümünün amacı tekrarlamaları engellemek ve hastanın günlük yaşam aktivitelerini sürdürmesini sağlamaktır.

 

Miyofasyal Ağrı

Miyofasyal ağrı bölgesel ama şiddetli ağrıya sebep olabilen bir kas ağrısıdır. Yaşam tarzından ya da kasın çalışma biçimini etkileyen ani zorlamalar veya uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan ötürü, kasın en çok yüklenmeye maruz kalan liflerinde (Tetik Nokta) sürekli kasılma ( Gergin Bant) durumu ve ağrı ortaya çıkar. Miyofasyal ağrının en belirleyici özelliği, ağrının o kasa özgü olan başka bir bölgeye yayılmasıdır. Hastanın ağrılı kasında gerginlik, ağrıdan dolayı hareket zorluğu ve ağrının yayıldığı bölgede hissedilen ama bastırmakla artmayan ağrı şikayeti olacaktır. Miyofasyal ağrının tedavisi, akut dönemde özel masaj teknikleri, enjeksyon, özel ultrason teknikleri, sıcak ya da soğuk uygulamakla kası gevşetmektir. Tekrarlamaları önlemek için bölge kasları ve eklemlerinin çalışma biçimindeki yanlışlıkları ortadan kaldırmak gerekir. Kronik hal almış miyofasyal ağrının tedavisinin temeli, hasta eğitimi ve uzun süreli egzersiz ve yaşam biçimi modifikasyonlarıdır.

Fibromiyalji

Fibromiyalji tüm vücutta yaygın ağrıya sebep olan bir durumdur ve toplumun %5-10'unu etkilemektedir. Sert, ağrılı kaslarla karakterize bir durumdur ve çoğu zaman uykusuzluk ve depresyon genel duruma eşlik eder. Fibromyaljiye özgü ağrılı noktalar genellikle boyun, omuz, göğüs, sırt, diz ve kalça çevresindedir. Fibromiyaljinin sebebi tam olarak bilinmemektedir. Bazı hastalarda, bir travmayı takip ettiği bildirilmiştir. Hastalığın hikayesi ve ağrılı noktaların tespiti tanıya yardımcı olur. Birincil tedavisi egzersizdir; ancak, belirli ilaçlar da yardımcı olabilir.

 
©2005 FORMED Fizik Tedavi Rehabilitasyon ve Ayak Sağlığı. Tüm hakları saklıdır.